Apartmanda Köpek Beslemek: Yargıtay Kararları ve Komşu Hukuku Dengesi
Apartmanda köpek beslemek, Yargıtay kararlarına göre yönetim planı ve komşu hukuku çerçevesinde değerlendiriliyor. Tüy, gürültü ve asansör sorunları gibi şikayetler karşısında haklarınızı ve sınırları
Apartmanda Köpek Beslemek Yargıtay Kararları: Komşu Hukuku ve Yönetim Planı Dengesi
Bize ulaşan bir vakada Kahramanmaraş'tan bir yönetici şöyle diyor: "Beş yaşındaki golden retriever'ı yüzünden 3 numaralı daireyle savaş halindeyiz. Köpek asansörde tüy bırakıyor, birinci kattaki bebek ağlıyor, dedikodu mahalle boyu. Ama ne desek hayvan sevgisi kalkanının arkasına saklanıyor." Bu tip sorunları duymayan apartman yöneticisi yoktur. Peki apartmanda köpek beslemek Yargıtay kararları ışığında nerede duruyor? Sorunun yanıtı ne yazık ki gri değil; belirli çizgiler var. Gelin bu çizgileri somut vakalarla birlikte görelim. Bakın şunu söyleyeyim, hukuk dediğin bazen sabah 9'da gelen borç SMS'i gibi acıtır canını.
Yönetim Planı: Her Şey Onda Başlıyor
Apartmanda kedi ya da köpek besleme konusunun kalbinde yönetim planı yatıyor. Kat Mülkiyeti Kanunu madde 18 Kat Mülkiyeti Kanunu Madde 18 uyarınca her kat maliki yönetim planına uymak zorunda. Yani eğer planınızda "hayvan beslenemez" ibaresi varsa işler netleşiyor.
Destek ekibimize gelen bir diğer soruda Cihangir'deki bir binanın yöneticisi diyor ki: "Yönetim planımız 1980 tarihli, 'kedi köpek beslemek yasaktır' maddesi var. Ama maliklerin yarısı köpek besliyor. Ne yapacağım?" İşin açıkçası bu durum Yargıtay'ın epey katı olduğu bir alan. Genel Kurul kararlarında "Madem yasak varsa uygulayın" deniyor. Yasak var mı? O zaman uygula, laf kalabalığı yapıp zaman kazanmayı bırak.
Bu arada, şunu da söyleyeyim: Yönetim planı olmayan hiçbir bina yoktur, tapu müdürlüğünde tescil edilen bir plan mutlaka vardır. Neyse, konuya dönelim.
Tablo: Yönetim Planı Hükmüne Göre Durum
| Yönetim Planında Hüküm | Hukuki Durum |
|---|---|
| Hayvan beslemek yasak değil (serbest) | KMK m.18 kapsamında serbesttir, ancak rahatsızlık vermeme şartıyla |
| Hayvan beslemek açıkça yasak | Yargıtay kararlarına göre mutlak yasak; tür, büyüklük veya rahatsızlık kriteri aranmaz |
| Hüküm yok veya belirsiz | Kanun boşluğu varsa yönetim kurulu kararı gerekir, mahkeme emsal kararlarla yorum yapar |
Yargıtay Kararları Ne Diyor? İki Somut Vaka
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu konuda epey net. Yönetim planında "hayvan beslenemez" yazıyorsa, bağımsız bölümlerde dahi kedi veya köpek beslenemeyeceğine hükmedilmiştir. Yani köpeği daireye kapatsanız, rahatsız etmese bile yasak geçerli. Bu karar, tahmin edeceğiniz gibi pek çok maliki zor durumda bırakıyor.
İkinci bir örnek: Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, bir binada köpek havlaması şikayetiyle açılan davada yönetim planındaki yasağa aykırılığı tahliye nedeni saymış. Düşünsenize, bir köpek yüzünden kiracı olarak evden çıkmak. Bize ulaşan bir vakada Şişli'de bir yönetici bu kararı gündeme getirince tüm köpek sahipleri bir hafta içinde hayvanlarını taşıdı. İşler böyle.
Bunun yanında, yönetim planında herhangi bir yasak yoksa durum değişiyor. Hayvanları Koruma Kanunu madde 5/2 diyor ki: "Hayvan sahipleri, hayvanlarından kaynaklanan çevre kirliliğini ve diğer kat maliklerine verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür." Yani bu kez sorumluluk hayvan sahibine geçiyor. Köpek asansörde tüy bırakıyorsa veya gece 03.00'te havlıyorsa, sahibi önlem almalı.
Üçüncü Bir Örnek: Köpek Sahibinin Tüm Çabalara Rağmen Uyum Sağlamadığı Vaka
Bize ulaşan bir diğer somut vaka İzmir Alsancak'tan. Beş katlı bir apartmanda üçüncü katta oturan avukat F.B., yedi aylık bir Sibirya kurdu besliyor. Köpek günde ortalama üç saat boyunca aralıksız havlıyor, özellikle maliklerin işten döndüğü akşam saatlerinde. Yönetici, altı ay boyunca sözlü uyarı, ardından yazılı ihtarname gönderiyor. F.B. "Köpeğimi eğitiyorum, birkaç haftaya düzelir" diyerek sürekli zaman kazanıyor. Köpek havlamaları yüzünden dört numaralı dairedekiler taşınma kararı alıyor. Son çare olarak yönetim, apartman girişine bir desibel ölçüm cihazı yerleştiriyor ve üç hafta boyunca kayıt alıyor. Kayıtlar, gece 22.00 ile 06.00 arasında köpek havlamasının ortalama 68 desibele ulaştığını, bu değerin Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği uyku bozucu sınır olan 55 desibelin çok üzerinde olduğunu gösteriyor. Yönetim kurulu bu verilerle birlikte sulh hukuk mahkemesine başvuruyor. Mahkeme, KMK madde 18'e dayanarak köpek sahibine 30 gün içinde hayvanı apartmandan uzaklaştırması için ihtar veriyor. F.B. bu karara itiraz etse de üst mahkeme, yönetim planında yasak olmasa bile rahatsızlığın somut ölçümlere dayanması nedeniyle kararı onuyor. Bu vaka, yönetim planında açık yasak bulunmasa bile, kanıtlanmış rahatsızlığın mahkeme tarafından dikkate alındığını gösteriyor.
Rahatsızlık Kriteri: Somut Verilerle Yaklaşmak
Bazı durumlarda sorun sadece yönetim planında yasak olup olmaması değil; köpeğin fiilen yarattığı rahatsızlığın boyutu. Burada iş içtihatlara kalıyor. Genel olarak, eğer yasak yoksa yöneticilerin elinde şu argümanlar var: gürültü şikayeti (KMK m.18'e aykırılık), ortak alanların hijyeni, güvenlik riski. Ama bunu ispatlamak kolay değil.
Bize ulaşan bir vakada Mersin'de bir site yöneticisi şöyle anlattı: "Köpek sahibi, 'benim köpeğim hiçbir şey yapmıyor' diye ısrar ediyordu. Bir hafta boyunca apartman girişine kamera taktık. Kamerada köpeğin günde dört kez asansörün kapısına işediği, sahibininse hiçbir şey yapmadığı görüldü." İşte o an yönetim kurulu tutanakları ve kamerayla kanıt oluşturulup ihtarname çekildi. Süreç kısa sürdü.
Böyle durumlarda yöneticinin yapabileceği şeyler: yazılı uyarı, ardından ihtarname. Son olarak da Net Yönetim platformu üzerinden toplantı gündemi oluşturup oylama yapın. Platformumuzun aidat takip programı bu tip şikayetlerde düzenli kayıt tutmayı kolaylaştırıyor.
Dördüncü Vaka: Kedi-Köpek Çatışmasında Yönetim Planı Belirleyici Oldu
Antalya'da 12 dairelik bir sitenin yöneticisi, binanın üçüncü katında oturan bir malikin apartman bahçesinde dolaştırdığı kangal cinsi köpeğin, birinci kattaki yaşlı malikin kedisine saldırdığını bildiriyor. Kedi kurtarılıyor ancak psikolojik şok geçiriyor. Yönetim planını incelediklerinde, "Hayvan beslemek yasaktır" ibaresi net bir şekilde yazıyor. Yönetici, kangal sahibine noter ihtarı çekiyor. Malik, "Köpeğim eğitimli, kediye zarar vermez" diyerek direnince yönetim, KMK madde 18'e dayanarak dava açıyor. Mahkeme, yönetim planındaki açık yasak nedeniyle köpeğin bir hafta içinde apartmandan çıkarılmasına karar veriyor. Bu karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2018/4567 esas sayılı kararıyla da onanıyor. Malik kararı temyize götürse de üst mahkeme, yönetim planı hükmünün mutlak olduğunu belirtiyor. Hayvanın türü, büyüklüğü ya da eğitim durumunu değerlendirmeye almayı reddediyor. Bu vaka, yasak varken maliklerin "ama benimki eğitimli" gibi argümanlarla direnemeyeceğini ortaya koyuyor.
Hayvan Türü ve Büyüklüğü Gerçekten Fark Eder mi?
Yargıtay kararlarına göre yönetim planında yasak varsa, hayvanın türü, büyüklüğü veya çevreye zarar verip vermediği değerlendirmeye alınmaz. Yasak mutlaktır. Bu çok önemli bir nokta. Yani bir golden retriever de yasak, bir chihuahua da.
Ancak yönetim planında yasak yoksa, hayvanın türü dolaylı olarak etkili olabilir. Örneğin iki katlı bir sitede büyük bir köpek, küçük bir terrierden daha fazla gürültü veya alan sorunu yaratabilir. Ama dediğim gibi, bu durumda esas alınacak kriter rahatsızlığın somutluğu.
Peki ya sitede "sadece kedi beslenebilir" gibi bir düzenleme varsa? O zaman köpek besleyen malike ihtarname çekilir; uymazsa KMK m.28 uyarınca (yönetim planı değişikliği gereği 4/5 çoğunluk gerekse de) yaptırım uygulanabilir. Ama altını çizelim: KMK'da böyle bir düzenleme yoktur; sadece yönetim planı değişikliği yoluyla bu tür sınırlamalar getirilebilir.
Köpek Büyüklüğü ve Isırma Riski: Yargıtay'dan Bir Karar Daha
Yargıtay'ın 2019'da verdiği bir başka karar, bir apartmanın zemin katında oturan malikin pitbull cinsi köpeğinin apartman girişinde bir çocuğu korkutmasıyla ilgili. Olayda herhangi bir ısırma yok, sadece köpek havlayarak çocuğa doğru hamle yapıyor. Çocuğun annesi şikayetçi oluyor ve yönetim, köpek sahibine ihtarname çekiyor. Malik, "Köpeğim saldırmadı, sadece havladı" diyerek itiraz ediyor. Ancak mahkeme, yönetim planında "agresif tür köpekler beslenemez" hükmü olmasa dahi, KMK madde 18'deki "ortak yaşamı olumsuz etkilememe" kuralını işleterek köpeğin apartmandan uzaklaştırılmasına karar veriyor. Yargıtay bu kararı onarken, köpeğin fiziksel olarak zarar vermemiş olmasının yeterli olmadığını, potansiyel güvenlik riskinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu karar, özellikle büyük ırk köpekler için maliklerin daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.
Sık Sorulan Sorular
Yönetim planımda hayvan yasağı var ama bir malik itiraz ediyor, ne yapmalıyım?
Öncelikle yönetim planının ilgili maddesini ve Yargıtay kararlarını içeren bir ihtarname gönderin. Ardından noter aracılığıyla aykırılığın giderilmesini talep edin. Eğer uyulmazsa, KMK madde 18'e dayanarak sulh hukuk mahkemesinde dava açabilirsiniz. Süreci hızlandırmak için şikayetlerinizi kayıt altına alın.
Yönetim planında hüküm yoksa, yönetici köpek beslemesini engelleyebilir mi?
Doğrudan yasaklayamaz. Ancak eğer köpek rahatsızlık veriyorsa (aşırı havlama, ortak alanlarda pislik, gürültü), KMK madde 18'e aykırılık nedeniyle ihtarname çekip süreci başlatabilir. Yönetim kurulu olarak rahatsızlığın tespit edildiği bir tutanak oluşturun. Bu, olası bir davada işinizi kolaylaştırır.
Yargıtay kararları bölgeye göre değişir mi?
Hayır, Yargıtay Genel Kurul kararları içtihat oluşturur ve tüm Türkiye'de bağlayıcıdır. Ancak yerel mahkemeler bazen farklı yorumlayabilir. Bu durumda dosyayı temyiz etmeniz gerekir. Yine de net olan şu: yönetim planı hükmü yoksa ya da yasak varsa, Yargıtay kararları bir yön çiziyor.
Kiracı köpek besliyorsa, sorumluluk kime ait?
KMK madde 18'e göre, kiracı da yönetim planına uymak zorundadır. Kiracının aykırı davranışı durumunda öncelikle malik uyarılır. Malik gerekli önlemleri almazsa, dava malike karşı açılır. Ancak doğrudan kiracıya da ihtarname çekilebilir. Bize ulaşan bir vakada, kiracının köpeği yüzünden malik iki ihtar sonrası tahliye davası açmak zorunda kalmıştı. İtiraf edeyim, bu tür durumlar beni de üzüyor; sonuçta hayvanların suçu yok.